Bulgaristan’ın Osmanlı hakimiyetinden kurtulduğu 1878 yılı ve 1919’da Neuilly Antlaşması ile son bulan Birinci Dünya Harbi arasındaki dönemde ülkemiz büyük zararlara uğradı. Bulgaristan’ın yenilen taraf olarak kazanan tarafa ödemesi gereken 2 250 000’den fazla altın frank tutarında savaş tazminatı dışında Bulgarlar’ın yaşadığı topraklardan büyük bölümler kaybedildi.
1919 anlaşması hükümlerine göre Romanya, Güney Dobruca’yı alırken Makedonya Yunanistan ve Sırbistan arasında bölünüyordu. 6 Kasım 1920 yılında Sırp birlikleri, Tsaribrod, Bosilegrad, Struma bölgelerini işgal ettiğinde Sırbistan “Batı Kenar Bölgelerini” ve Trın ile Kula şehirleri topraklarından kısım aldı. Bu durum birçok Bulgar’ı kurtuluşu başkent Sofya ve sınırdan uzak diğer Bulgar şehirlerinde aramaya mecbur bıraktı. Bugün, 1919’un sonbaharında meydana gelen o karanlık olaylardan 99 yıl sonra, ülkemizden kopmuş topraklarda kalan Bulgarlar, haklarını savunmaya ve Bulgar geleneklerini korumaya devam ediyor.
1991 yılından beri kutladığımız 8 Kasım “Batı Kenar Bölgeleri” günü, bakışlarımızı Bosilegrad’daki soydaşlarımıza çevirerek Bulgaristan’ın AB Konseyi Başkanlığı döneminde Sırbistan’ın kazandığı Avrupa perspektifinin orada yaşayan Bulgarlar’ı nasıl etkileyeceğini düşünmek için vesiledir.
Bosilegrad’da bulunan Bulgar “Glas” derneği başkanı Aleksandır Dimitrov şunları paylaştı: “Biz Bulgarlar’ın yaşadığımız ülke olan Sırbistan’ın AB ailesine katılmasını istiyoruz. Bunun herkes için olumlu olacağından eminim.”
Aleksandır Dimitrov’a göre:" Bulgaristan’ın kayıtsız şartsız desteği Bulgar hükümetinin en doğru tutumu olmayabilir. Son zamanlarda hoş olmayan olaylar yaşanıyor. Yakında Sırbistan’da yapılan Ulusal Konsey seçimlerine gölge düşürüldü. Bunlar seçim bulunmayan seçimlerdi ve her şey Sırbistan devletinin “emri” altında gerçekleşti. Ben büyük hayal kırıklığı yaşıyorum. Çünkü son yıllarda siyasetçiler,ık sık Bulgaristan ve Sırbistan arasındaki ilişkilerin hiç bu kadar iyi olmadığını söylüyor. Bosilegrad’da bunu hiç hissetmiyorsak buna nasıl inanabiliriz? Kısa süre önce Bosilegrad’da Bulgar Kültür Merkezi’nin 20. yılını kutladık, Vasil Levski’yi ölüm yıldönümünde andık. Bunların hiç birine Sırbistan devleti yetkililerinin katılmamış olmasına anlam veremiyoruz. Kaç zamandır Bosilegrad’da anıtımız var, ancak henüz Bulgaristan’dan gelen heyetlerin yanında Sırbistan devletinin bir temsilcisini görmedim.”
Dimitrov, aynı zamanda Bosilegrad’da eğitim, basın özgürlüğü ve bölgede doğanın korunması gibi konularda derneğin katkıları ile düzenlenen yuvarlak masa toplantılarına da vurgu yaptı.
Şehrin ve özellikle de çevresindeki köylerin nüfusunun azalması nedeniyle orada tamamen bir çevre faciası tehlikesi mevcut. Bölgede hidroelektrik santraller inşa ediliyor ve çeşitli maden yatakları geliştiriliyor ve böylece santrallerin kapsamı dışında kalan az miktardaki suyu da kirletiyor. Vatandaşlar sorumlu kurumlara defalarca şikayette bulunmuştur, ancak “Glas” Derneği başkanına göre hala bir cevap alınmamıştır.
Fakat her şeye rağmen, batı komşumuzda bulunan Bulgar medyaları konusunda oldukça pozitif gelişmeler var. Haziran ayında Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in Sırbistan’ı ziyareti esnasında gerçekleştirdiği bir dizi görüşmeden sonra “batı kenar bölgelerinde” bulunan medyaların Sırbistan devleti tarafından finanse edilmesi kararına varıldı. Bu karardan beş ay sonra, finansal desteğin büyük bir bölümünün artık sağlanmış olması medyalara çalışmalarını sürdürme imkanını sağlıyor.
Çeviri: Özlem Tefikova
Bulgaristan Radyosu 16 Şubat’ta 89. yılını kutluyor . Kuruluşundan bu yana geçen uzun yıllar boyunca çok dilli medya kuruluşumuz, bilgi kanalı olmaktan öte dünyanın dört bir köşesinde bulunan dinleyicileri ile dostluk ve gönül bağı da oluşturdu ...
Tuna nehri üzerindeki Tutrakan şehrine yakın bulunan ve korumalı alan statüsünde olan “Kalimok-Brışlen” mevkiinde bu sezon için ilk tepeli pelikan yavrusu ortaya çıktı. "BirdLife Bulgaria" Bulgaristan Kuşları Koruma Derneği tarafından yapılan..
13 Şubat Dünya Radyo Günü bu yıl iklim değişikliklerine adandı. Bu seçim tesadüf değil - 2025 yılı Paris İklim Anlaşması tarafından insanlığın küresel sıcaklık artışını yüzyılın sonuna kadar en fazla 1.5 derece ile sınırlandırmaya yönelik uzun vadeli..